🌀EGE KÜLTÜRÜ
BİR NAZİLLİ ÂDETİ; GENCER ve GENCER MACUNU
Daha önce bileniniz, duyanınız var mı bilmiyorum ama çok lokal bir kavramdan bahsedeceğiz bugün; GENCER…
Belki de ilk defa duyduğunuzu tahmin ettiğimiz bu kavramın mahiyetinden başlayalım evvelâ.
YAŞAYAN VE YAŞATAN SÜMERBANK - 2
İnsanoğlunun yeryüzü serüveni bugün bilinenden de daha eski bir tarihi süreçtir. Ancak günümüz bilim dünyası yazının bulunmasından önceki dönemin, ulaşılabilirliği zayıf olduğundan olsa gerek, medeniyet olgusunu Sümerler ile başlatma eğilimindedirler. Kil tabletler üzerine yazılmış olan ‘çivi yazısı’ metinler bir şekilde geçmişin birikimini bugüne aktarmış, var olanın üzerine zenginlik katmış, insanlığın değerler bütününe katkı sağlamıştır.
Bu anlamda Anadolu’da Sınaî üretimin temeli olan; ekonomik refaha ulaşma amacıyla bu toprakların zenginliğine açılan bir kapı konumunda bulunan Sümerbank’ın ismiyle özdeş ve oldukça geniş bir misyona sahip olduğunu görüyoruz.
Sümerbank sadece üretmemiş, aynı zamanda dönüştürmüş, geliştirmiş, ön açmış, damga vurmuştur. Örneğin İzmir gibi önemli bir şehrin en önemli noktalarından birisi olan ‘Basmane’ semti bu ismini, Sümerbank İzmir Basma Fabrikası’nın bu yörede bulunmasından dolayı almıştır.
YAŞAYAN VE YAŞATAN SÜMERBANK - 1
9 Ekim 1937 sabahı, Nazilli eşrafından Ali Bey İngiliz donunu (Ege’de bilinen bir çeşit pantolon) giyerken, Amerikan kaput bezinden dikilmiş güneş perdesini aralayıp, Büyük Menderes Nehri’nin yeşerttiği ovaya ve etrafındaki pamuk tarlalarına bakıp “Asıl Kurtuluş Savaşı bugün başlayacak” diye düşündü.
O gün bütün Nazilli ve çevre halkı, tren garında gelecek misafirleri beklerken, bir şehrin, hatta bir ülkenin kaderini değiştirecek anlara tanıklık ettiklerinin farkında oldular mı bilemiyoruz... Aradan geçen zaman düşünüldüğünde Sümerbank’ın 66 yıllık üretim süreci hüzünlü bir şekilde son bulmuş olsa da, bu sürede coşkuyla yaşanan birçok anı olduğunu yazımızı okuyanlar görebilecekler.
8 MART ve EGE KADINI
Kadınların sosyal ve kültürel anlamda erkeklerden daha yüksek kapasitesinin olduğunu çoğu araştırmacı tartışmasız kabul etse de günümüz dünyası erkek egemen yapıdadır.
Yuval Noah Harari meşhur Sapiens’inde tarım devrimini insanlığın başardığı ancak aynı zamanda insanlığın sonunu hazırlayan en büyük devrim olarak tanımlar. Alâeddin Şenel’e göre (2004) ise tarıma geçiş, kadının sosyo-ekonomik statüsünü kaybetmesinin de başlıca nedenidir.
Tuhaf bir tezattır bu durum aslında, zira büyük ihtimalle insanlık tarihinin ilk büyük devrimi olan tarım devrimi kadınların eseridir. Avcı toplayıcılıktan tarım ekonomisine geçişin sosyo-kültürel temellerini atan kadınlar, ekonomik alanda oluşan değişim dalgasının etkisiyle ataerkil toplumda erkek egemenliğinin doğmasına da vesile olmuştur. Ekonomik etkinliğin fizik-güç kullanımına dayandığı tarımsal toplum yapısında, fizikî gücü kadından daha fazla olan erkek daha ön plana çıkmıştır. Kısaca tarihi süreçte kadının erkek karşısında ağırlığını yitirmesi ekonomik hayattaki değişimlere paralel yürümüştür.
SEVGİLİLER GÜNÜ DEDİKLERİ !
Her şey sevgi ve muhabbet ile başladı. Sevmek üzerine bina edildi bütün âlem… Sevgisi, sevilmesi, kendisine duyulan muhabbetin derinliği ile tasavvufî açıdan varlığımızın da temel dayanağı kabul edilen Hz. Muhammed (SAV) : “Kişi sevdiğine sevdiğini söylesin” [1] Hadîs-i Şerîfiyle, sevmenin, sevilmenin doğallığına vurgu yaptı evrensel çağrısıyla.
Sevmek, sevilmek ne de güzel şey. Doğal, katıksız ve karşılıksız sevebilene ‘Aşk Olsun!’

