🌀EGE KÜLTÜRÜ
KEŞF-İ DERÛN... ROTAMIZ ŞİRİNCE, SELÇUK VE ÇAMLIK
Egeye Dönüş sevdasına kapılanlar sonbahar aylarında serinleyen havalarla birlikte haftasonlarını evlerinde oturarak geçiremez olurlar. Deniz çağırır onları iyotlu fısıltısıyla, tarih çeker içine kanatlı atlara bindirip… Çay ve kahve kadar, yabani meyveler de sebeptir sokağa çıkmaya, vakit darsa da; gezilecek yer, gidilecek yol çoktur onlar için…
Ege sonbaharının kokusu bizi de yola düşürdü bu hafta sonu. Önce tarihî mekânların sembol köylerinden Şirince ile başladık gezimize. Kahvaltının keyiflisi, manzaranın güzeli, Şirince’nin tarih damlayan sokaklarında karşıladı bizi. Artık herkes güzelliğini öğrendiğinden olsa gerek etraf oldukça kalabalıktı sokaklarda. Fakat biz takipçilerimiz için orada da herkesin adeta sel olup aktığı yönden farklı tarafa yüz çevirerek, dinginliğin, doğallığın, sessizliğin formülünü bulduk. Egeye Dönüş’ün ‘3-S’ kuralını (Sessiz, Sade, Sakin) Şirince’de de yaşadık doyasıya.
DİLEK YARIMADASI MİLLÎ PARKI
3S’yi aramak için yola düşenlere Ege’nin ne denli cömert davrandığını anlatmak için insanın elinin kalem tutması yeterli değil. Sessiz, Sade, Sakin diye formülize edip, 3S ile ifade ettiğimiz lokasyonlar arasında tarihiyle, doğasıyla, endemik yapısıyla ve görsel çeşitliliğiyle en çok ön plana çıkanlardan birisi Kuşadası yakınlarında yer alan yeryüzü cenneti, "Dilek Yarımadası Büyük Menderes Deltası Millî Parkı".
GAZOZ, ŞERBET VE KAR HELVASI
Türkiye’de yılda her tüketici yıllık yaklaşık 40 litre gazlı içecek tüketiyor ve tercih edilen gazlı içeceklerin % 64’ü kola kategorisinde (Coşkun, 2012). Oysa geçmişte gazlı içecek olarak bildiğimiz sadece gazoz vardı. Pet şişe ve kutu meşrubatlar zaten icat edilmemişti. Bakkaldan depozito ödeyerek alınan litrelik cam şişeler ise belki sadece misafir geleceğinde alınacak kadar lükstü.
BAYRAM PABUÇLARI
Şimdilerde herkes "nerde o eski bayramlar" klişesine takılmışken, son söyleyeceğimizi en başa alıp, daha yazımızın ilk satırlarında belirtelim ki hasretle arayanlar ve gönül gözü açık olanlar için “Ege’de O Eski Bayramlar!”...
Sokaklarda çocuk sesleri azalsa da bitmeyen, harçlıkları harcamak için hâlâ mahalle bakkalı bulunabilen, lavanta kokulu eski bayramlar; çaylar, kahveler, baklavalar eşliğinde komşularla, akrabalarla birlik içinde kutlanmakta Egeye Dönüş yapanlarca…
ÇAY İLE DEMLENMEK...
Çinliler iyi bir çay yaprağını; “Tatar atlılarının çizmeleri gibi kara, güçlü bir öküzün boynuzları gibi kıvrımlı, tatlı bir meltemin dokunduğu göl kadar parlak” diye tanımlamışlardır. Avusturyalı Peter Altenberg (1913) ise çayı ‘Ruh Banyosu’ olarak adlandırmıştır (Üstün & Demirci, 2013). Bizim için çay neyi ifade eder? Kapatın gözlerinizi, koklayın bardağınızdaki çayı… Çay ile demlenmek, çay ile dinlenmek için hazır mısınız? Kimi zaman ısıtmak için içimizi bir bahanedir bir bardak çay… İnce belli bardaklarda sunulan kimi zaman samimiyet kimi zaman zarafettir. Kimimiz dinçleşmek kimimiz dinginlik için tercih ederiz çayı. Ama illa ki sohbettir, yarenliktir; bazen yalnızlıktır, hüzündür ama çoğu zaman sevmektir, aşk ile paylaşmaktır, geçmişte bir melodi, gelecekte bir dem rakstır çay…

