🍽️EGE SOFRASI
PADİŞAH SOFRALARI
Türkler devlet kurma ve yönetme kabiliyetleri üstün bir millet olarak tanınırlar. Tarih boyunca Türk halkını yönetenlerden beklenen en önemli yöneticilik vasfı; halkını aç ve çıplak bırakmaması olmuştur (Kızıldemir, Öztürk, & Sarıışık, 2014).
Osmanlı mutfağı; saray mutfağı ve halk mutfağı olarak iki farklı kategoriye ayrılırken (Şavkay, 2000) söz konusu mutfak, kültürel anlamda bir imparatorluğun tüm zenginliklerine sahiptir. Türk mutfağını da temsil eden bu unsurların başında etnik zenginlik ve yeniliklere açık olma eğilimi başı çektiği için sadece Türklüğü hatırlatan dar bir adla değil, bir imparatorluğu temsil eden ‘Osmanlı Mutfağı’ ismiyle anılması şaşırtıcı değildir. Osmanlı Mutfağı, Çin ve Fransız mutfağı ile birlikte dünyanın en önemli üç mutfağından birisi olarak anılmaktadır (Kızıldemir, Öztürk, & Sarıışık, 2014). Çok kültürlü yapısıyla füzyon mutfak özelliği göstermesi Osmanlı mutfağını modern anlamda da ilgi çeker hale getirmektedir. Bugün pek çok ünlü şef mutfaklarında birden fazla kültüre ait yemekleri harmanlayarak füzyon mutfak oluşturma eğilimindedirler.
BUĞDAYIN TÜRKÜSÜ: EKMEK
Bütün dünyada ortak payda olan bir kavram düşünsek akla ne gelir? Toplumun her katmanının, eğitim ve gelir düzeyi ne olursa olsun tüm bireylerin, neredeyse her gün, mutlaka belirli miktarlarda tükettiği tek gıda ekmek olsa gerektir… Belki hava ve su dışında bu tanıma uyan başka bir alternatif bulmak da oldukça güçtür. İşte bu yüzden İbrahîmi dinlerin üçü de ekmeği kutsamıştır.
RAMAZANDA MİDE İÇİN BİTKİSEL RAHATLAMA
Türk toplumunun genelinde ramazan orucu ruhen ve bedenen arınmanın bir formülü olarak algılanır. Ancak zaman zaman hepimiz iftar ya da sahurda yemeğin dozunu azıcık kaçırıp, sonrasında midemizin isyanı ile karşılaşmışızdır. Üstelik yaz aylarına denk gelen uzun gündüzler oruçla birlikte kişilerde bir enerji düşmesi, halsizlik ve bitkinlik de yaratmaktadır. Bütün kimyamızı değiştiren bu türden sıkıntıları basit ve doğal yöntemlerle tersine çevirmek mümkün mü sorusunu EGEYE DÖNÜŞ sizin için araştırdı.
CENNETTEN GELEN LEZZET; CENNET HURMASI
Kış gelip de şerbet kesecikleri olan tatlı meyveler çarşı pazardaki tezgâhlardan elini ayağını çektiğinde, ortalık narenciye ürünlerine kalmıştır. Narenciye ürünleri vitamin deposu ve sağlık kaynağı olsalar da, şekerli tatlarıyla çilek, kiraz, kavun, karpuz, üzüm gibi göz kırpmaz çocuklara. İşte tam bu esnada ‘Cennet Elması’ ya da ‘Trabzon Hurması’ sahneye çıkar ve ballı tadıyla şenlendiriverir damakları. Baharda nazlı nazlı salınan gelincikler gibi alımlıdır Cennet Elması (Hurması). Olgunlaşmamışken buruk ve lezzetsiz, olgunlaşmasıyla tatlı ve narin bir lezzet bohçasıdır adeta bu gizemli meyve.
CENNETTEN GELEN LEZZET; CENNET HURMASI
Kış gelip de şerbet kesecikleri olan tatlı meyveler çarşı pazardaki tezgâhlardan elini ayağını çektiğinde, ortalık narenciye ürünlerine kalmıştır. Narenciye ürünleri vitamin deposu ve sağlık kaynağı olsalar da, şekerli tatlarıyla çilek, kiraz, kavun, karpuz, üzüm gibi göz kırpmaz çocuklara. İşte tam bu esnada ‘Cennet Elması’ ya da ‘Trabzon Hurması’ sahneye çıkar ve ballı tadıyla şenlendiriverir damakları. Baharda nazlı nazlı salınan gelincikler gibi alımlıdır Cennet Elması (Hurması). Olgunlaşmamışken buruk ve lezzetsiz, olgunlaşmasıyla tatlı ve narin bir lezzet bohçasıdır adeta bu gizemli meyve.

